Evin gölgesinden istifadelenen o insancıklar, yanlarına kadar gelip çömelen o büyük zattan nasiplenemediler. Bir acizlikle saklandıkları gölge, onlara acziyetlerini hatırlatmayak kadar sığ idi.
Büyük davetçi, büyük davetini yapmak üzere onlara yanaştığı sırada rahmetin oraya yöneldiğini göremediler. İki yüzlülük, yüzlerce kez mahrum ederdi kişiyi .
Rızık, bir yüze müptela idi. Mahrumiyetin ortadan kalkması için mahrum olunan mefhumun farkına varılması gerekir.
Önce biraz Kur'an tilaveti.. Daha sonra bir uyarı .. Uyarının içinde birer ödül ve ceza ... Cehennemin kızıllığı ve cennetin yeşilliği...
Ve nasipsizlerden biri, evin gölgesinin geçici sahibi, sözü eline alıp zayi etti. Bu zayiatı engellemek için nankörlük kisvesinden sıyrılmak gerekirdi . Ama bu tercihlerden bir tercihti .
Gitsindi, evine gelenlere bu sözleri söylesindi . Onların vicdanlarını rahat bıraksın istediler . Sözü zayi ettiler amellerini de .
Had bilmezlik;hasta ziyaretine giderken bir rahmet peygamberinin büyüklüğünü görmezden gelmeyi mazur görmeyi gerektirdi.
Bir Peygambere uyarıda bulunma cesareti ... Bu ancak cehennem sıcaklığıyla cüret edebilir bir hamle...
O, vazgeçmedi .
Vay ki çölü eliyorum ...
Bugünkü vazgeçişlerimin müsebbibi, bu gölgenin yürekte tutturduğu buzdan daha soğuk olamaz.
Burcu Batmaz
04.02.2021
(cızırtılı defter)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
tavsiyeleriniz benim için çok önemli ☺️ şimdiden teşekkürler...