30 Temmuz 2020 Perşembe

Teyze hemşire imiş, sana iğne yapar!





Şuradaki kek, cam tabakta ise onu alayım da  etrafa dökerek yemeye çalışayım ..

Hem belki tabağı da kırarım ...
Altımı da ıslatasım geliyor .. Tuvalet eğitimi gibi şeyler söylüyorlar .. Misafirlikteyiz hem...
Ev sahibesinin gözü neden benden başkasını görmüyor? Bu ev mis gibi de kokuyor..
Annemler mutfağa çay doldurmaya gitse de şu çekmecelerde bulunma ihtimali yüksek olan boya kalemlerini alsam duvarlara güzel resimler yapsam..  nihayet gittiler evetttt ... Annemm.. son şiddetiyle bağırıyor ses tonunun ..
Çekmeceyi hızlı çekmiş olabilirim..
Annem de sırf bu teyzenin yanına gelince böyle yapıyor... Ayşe teyzedeyken o kadar umursamaz beni ... Oturarak yemek istemiyorum kurabiyeleri ..
Hem oyun oynamak, gezmek kurabiye yemekten daha lezzetli.. Ama yemezsem büyüyemezmişim ..
Büyümezsem ne olur ? Anneme kızarlar mı? Kızartma yapmadığından bana ?
Ahhh ahhh çocuk olmak ne zor ... Keşke beni unutsalar da oyun oynamanın tadını çıkarsam .. .

   Bu yazdıklarım misafir çocuklarının düşünceleri  ya da kocaman bir evsahibi önyargısı...
Anneler ne yapsınlar ? diye uzun uzun düşündüm
..
1- Çocuğum büyüyene (9) kadar insanların olduğu yere gitmemeliyim..
2- Çocuğumun yaptığı yaramazlıkları telafi edip oldukça mahcup durmalıyım.
3- Bolca pedegojik kitap okuyup satır satır uygulamalıyım.. 

En akıllıcası sanırım 3. seçenek ..
Bu çocukların yaramazlığı; annenin vurdumduymazlığı ve ev sahibinin tahammülsüzlüğü ile birleşince ortaya karışık bir duygu birirkimi çıkıyor .. Ben işin içinden çıkamadım .. Neden cennet gibi bir mekan ve imkanlar bütünü annenin ayağının altına konmuş bir nebze anladım .Anne olunca daha iyi anlayacağım...

16 Temmuz 2020 Perşembe

Susmak


         Bazen susmak inanılmaz güzel konuşmaktan daha etkilidir. Birçok insan bunun aksine inanır.

Az konuşmayı ve yerinde susmayı beyaz masum bir manipülasyon olarak tanımlayabiliriz. Nerede işe yarar bizi nerede güçlü yapar susmak? en temelden ikili ilişkilerde karşı tarafı ikna etmeye çalışıyorsun ya o ilişkide karşı taraf var olduğunu hissedemiyor .
Sürekli sen konuşuyorsun sen anlatıyorsun ve diyorsun ki ben ne kadar iyi anlatırsam karşı taraf o meseleyi o kadar iyi anlar.
Benden o kadar etkilenir gerçek ilişkilerde karşı tarafı etkileyen şey şudur; ben ne kadar önemsemiyorum, iletişimde  karşı taraf beni ne kadar dinliyor ne kadar ciddiye alınıyorum sen susarak karşı tarafı bütün dikkatini verirsen o zaman karşı taraf(arkadaşın annen veya baban) senden o kadar etkileniyor ve kendini değerli hissediyor.
Bir başka mesele de çok konuşan insanlar çok konuştuklarında her mesele hakkında bir fikir beyan etmek zorunda hisseder kendilerini. Aslında konuştuğun her alanda içinio o kısmını karşı tarafa açarsın orayı görmesine izin verirsin.
 
        İnsanların ve her konuda da uzman olmadığından insanlar kısa sürede seni ne kadar da boş bir insan olduğunu düşünürler.
Çok konuşursan kendi imajını zedelersin. Ama az konuşursan insanlar görmediklerini dolu sanıyorlar .
     Bilmediğin konuda kesinlikle konuşmamalısın. İşte böyle bir durumda insanların seni karizmatik güçlü ve aynı zamanda gizemli görmesini sağlarsın.

     Sustuğun zamanlarda çevrendeki insanlar seni bilgi olarak yorumlama eğilimindedirler .
Belgesellere konu olmuştur suskunluğun verdiği bilgelik...
Terapist sessizliği,  karşı tarafın derinliğini sana açması için kullanabileceğimiz bir yöntem olabilir. Sessizliğe maruz kalırsak rahatsız oluruz.
Hepimizin yaratılışında  var olan bir histir bu.
    15 saniye susarsak karşı tarafı daha iyi tanıma fırsatı buluruz .
Hedefleri hayalleri konusunda çok konuşan insanlar genellikle az harekete geçen insanlar oluyor.

   Çok konuştukları için harekete geçemiyorlar.  Neden ? Çünkü meseleyi anlatırken belli bir heyecan sarf ediyorlar .
Harekete geçeceklerini zaman ise o motivasyonu bulamıyorlar.
Bir konuda yeterli bilgiye sahip değilsen cevap beklenirken karşı tarafın onbeş saniye gözüne bakıp daha sonra ben şöyle şöyle düşünüyorum dersen inanılmaz değerli algılanırsın.
15 saniyeden kimse ölmez, pat diye cevap verme konuştuğun kelime ile anlaşılman ters orantılıdır.
     Emaneti koru sevgili dost...


9 Temmuz 2020 Perşembe

7 ADIMDA SADE BİR GARDROP

                 7 ADIMDA SADE BİR GARDROP

1. Öncelikle kendimizle konuşarak başlamalıyız işe. Bu yaşam biçiminin bize iyi geleceğine inandık mı? Yoksa sadece biraz daha alışveriş yapmak için bir bahanemiz mi oldu? Farketmedigimiz küçük detayları farkedecegimizi tahayyül edince heyecanlanıyor muyuz? Cevaplar bizi tatmin etmediyse kitaplar okumalıyız. İlgili filmler belgeseller izlemeliyiz. 

2. Karar verdik artık sade yaşayacağım .
Şimdi dolabımızı açabiliriz. Bakalım dolaba baktıkça içimiz açılıyor mu? Derin nefes alalım ve en sol tarafa sıkıştırdığımız, 2 yıl önce bir hevesle indirimden aldığımız ve toplam iki kez giymedigimiz o mavi gömleği ordan çıkaralım . 
3. Göz önüne koyup bir ay gömleği giyiş sıklığımıza bakalım.

4. Giymedigimizi anlayınca mavi gömlek ve benzeri dolapta manasızca bekleyen parcalardan bir şekilde kurtulalım. Bu şekil ya ikinci el uygulamaları olabilir ya da ihtiyaç sahiplerine vermek şeklinde olabilir . 
5. Yeni kıyafet ihtiyacı kendisini mütemadiyen hissettirir. Hayatınızı zorlaştırır. İhtiyacınız olduğunu düşündüğünüz ürünü sepetinize ekleyin ve o ürün sepetinizde iken satılmasına verdiğiniz tepkiye bakarak hakikaten o katagoride  bir parçaya ihtiyacınız olup olmadığına karar vermiş olursunuz . 

6. Aynı amaca hizmet eden birkaç parça eşya yerine bir parça eşya sizi dinlendirecektir. Satın alacağınız ürünü ne kadar sıklıkla giyebileceğinizi kendinize samimiyetle sorun. 

7. Düzenlemesi , temizlemesi kolay olan bu gardropta artık fazla eşya bulundurmayın. 
Ve bu süreç ortama 1 yıl sürebilir.
Ara ara gardrobu tıklayın.
Aralıklı sürelerle ayıklama işlemini yapalım..
Böylelikle bir kuşun yuvasına taşıdığı balçıktan çamurun ne kadar hafif ama ne kadar kıymetli olduğunu anlamış oluruz.

2 Temmuz 2020 Perşembe

Kiraz mevsimi

    DÜNYA ÖLÜYOR
Henüz gün doğmadan bir gün yaşamak ister gibi alacakaranlıkta ayaktaydı. Erkenden bu yaşına kadar ve bugünde dahi kendisine sınırsız hediyeler verene teşekkürünü yaptı. Tabii hiçbir zaman tam olarak layıkıyla teşekkür edemeyecek ti. Bu teşekkür etme faslı dahi onu gün doğmadan uyandırmaya yetiyordu. Az sonra en sevdiğinin verdiği emanete uzunca baktı. Ve en güzel şekilde muhafaza etmeliydi. Elinden geleni o gün için yaptı. Tekrar hediyesini almak üzere kuşların coştuğu vakitte bostana indi. zemini kahverengi üzerinde rengarenk bitkilerin yetiştiği bostana... Bir toprak düşünün ki ıslandığında bile güzel kokuyor... Bir toprak düşünün tohum atınca mucizeler gösteriyor... Yine bir toprak düşünün ev oluyor duman tütüyor üzerinde.
   Elinde turuncu büyük bir boya kovası vardı. Kiraz ağacının dibine kovayı bıraktı. köyde bulunan yaşam alanlarındaki ağaç mobilyalara kıyasla bu alüminyum merdiven buraya ait değil gibi duruyordu. Acaba hangi dala yaslansam diye düşündü. Nihayet sağlam zannettiği bir dala merdivenini sabitledi. Yavaş yavaş merdivenine çıktı. Bir yaz günü olmasına rağmen hava serindi iyi ki örgü yeleğin üstüne giymişti. Kovayı yerde unuttuğunu fark edince etrafta birilerini aradı. Ama bulamadı. E madem tekrar insindi. Çıkmak kadar inmek ve zordu.kolayı iki basamağının arasına emaneten koyup üzerine yaslandı ve en sevdiğinin ismini söyleyerek dalları kırmadan kendisine doğru çekmeye başladı kirazlar o kadar güzel olgunlaşmış ta ki kıpkırmızı rengini  utandırmadan simsiyah iştah kabartmak üzere tarifi devraldı. Simsiyah kirazlar göze hitap eder büyüklükteydi kovanında olması hayli Zaman alırdı. hayvanlar girmesin diye yarım asır önce yapılan aynı boyda tahtaların olduğu bir bahçe deydi bu kiraz ağacı ve turuncu boya kovası bu tahtaların üzerine henüz gün değmemişken iki sincap kovalaşıyordu. Onların eğlencesine kulak kesilince bu sincap sesini ilk kez görüntü ile birlikte izlediğini fark edin " ne hoş "dedi. iyileşen sincap sesleri ve kirazların dallarından ayrılma çıtırtısı diğer sesleri bastırıyordu. Bir tahayyüle dalıp o anda ilham olmaya çalışırken oradan uzaklaştı ruhen nokta artık çürük kirazları da kovayı atıyordu Çünkü ruh oradan ayrılmıştı nereye gezintiye çıkmıştı kıyamet kopmadan az evvelki zaman dilimine gitmişti nokta iyi ki hayal kur a biliyorduk ve iyi ki düşünce diye bir hediye miz vardı bazılarının hiç açamadı hediye... O anda fark etti ki ne doğuda ne batıda hiç kimse kendisine bu denli çok hediye verene teşekkür etmiyor Çok geçmeden Dağlar tuz buz oluyor topraklar  kayıyor. sular coşuyor gök deliniyor ve dünya ölüyor. Mersi ağaçları yerinden söküp atmayan dağların oldukları yerde çakıllık almalarının sebebi insanoğlunun tabiata hikayesi iyiymiş bu gayet tabiatı yaratana tanımaya ve teşekkür etmeye yönelik olduğunu şimdi anladığı nokta kıyamet gibi bir hal neden cereyan etti? Dünya 2 yıldır hiç giyilmeyen Bir gömleğe döndü. Artık onu atmamak fırlatma mak için hiçbir neden yoktu o zaman sur'a üfleyen sindi Oses kulaklarımı çınlat sığındı o dehşetli hal başlasın the dünya boşuna dönmesinde peki şu halde gezegenlerin birçoğu yaşadığına ve yıldızların pırıl pırıl parladığını kıyametin kopmadığını göre teşekkürüne devam edin dostlar diye. Bağırdı teşekkür et ey insan oldu diline dilinin taktıklarını ve dilinin tesirine teşekkür et kiraz topla işi yavaşlamış ki kalbi hızlanmaya başlamıştı kalbi bir halden diğerine çok çabuk geçe biliyordu. Zaten varoluş amacı da o değil miydi?
Kainatı halkeden (haşa) mülkünde asla israf yapmaz. Onu tanıyıp onu bilmemizi istiyor. Yani o zaman bu kadar orman, bu heybetli Dağlar, bize teşekkürü hatırlatmak için yaratıldı. Asla boşa değil nokta ve teşekkür eden kalmaz ise yerlerinden edilecekler bu tabiat dostları...
   Güneş katran ağaçlarının arasından göz kırpmaya başlamıştı. Sonradan zamanı planlamak için uydurduğumuz şeyi tahmin etmeye çalıştı. Arkasından gelen Güneş ondan fırsat buldukça kirazlara kirazlar da fırsat buldukça gölgelerini dalları düşürüyordu . Ve başka bir kiraz yaprağının gölgesi de kiraz'a kirazın gölgesinde yaprağa... Düşünmeden teşekkür edemeyiz. Ey insanoğlu düşün ve kendine gel...

Korkunun Aynadaki Aksi

  Serin gecenin fecriyle uyanan muallim Suyla olan ilişkisini nihayete erdirip Okumaya dalar. Okutmak; okumakla başlarmışçasına iştiyakla eğ...