Basamaktan inerken kalbimin ağırlığı;izin veriyor bir anlık ferahlamaya .
Fakat uzun sürmüyor bu ferah..
Ferahın lüzumsuz hadbilmezliği onu alıp orada bırakıyor.
Yürümeli oysaki dünya ile eş değer dönmeli
Çünkü bu dönüş etkisinden ancak hareket edenler daha az zarar ile kurtulacaklar.
Hareketsiz kalmayi yeğleyip, bunun adını da konfor koyanlar savrulacaklar.
Ne zaman erken uyansam dünyanın benden de erken uyandığını düşünürüm. Güneşin doğmak için yaptığı hazırlıklar, benim kendime gelmem için yaptıklarımdan daha az... Onda bir teslimiyet görüyorum . Her sabah her sabah önüne gelen yeri hafiften ısıtmaya ışıtmaya hiç de üşenmeyen bir kaynak. "Kim şu domatesi kizartacak . Amann hem şimdi insanlardan laf yerim yazın ortasında. En iyisi burayı geçelim. Yani bu ayları geçelim kışın doğarım".. diye bir laf, olsa olsa insan denilen o çok hesaplı zihnin ürünüdür. Güneşin ağzından böyle bir söz işitmeyiz. İşinin ehli olmak başkadır.
Her sabah usanmadan en güzel kızıl kıyafetlerine bürünür ve kimi zaman bir su üzerinde kimi zaman dağ başında kimi zaman da kalabalık gökdelenleri ve birazdan kargaşaya dönüşecek olan çarşıda dış çekim için poz verir... Bazen yanına bulutları alır gerçi buna da karar veren o değildir de tabi.
Ama kıvamında olan bulut toplamından sızmaya çalışan güneş daha bir ışıltılı görünür ... Gözümüzün kamaşmasına sebeptir.
Neyse ki heyecana mahal yok; çünkü ben hâlâ nasihat alacak yaştayım...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
tavsiyeleriniz benim için çok önemli ☺️ şimdiden teşekkürler...