25 Şubat 2021 Perşembe

Nakliye

 



Kimisi düzyazıya,

Kimisi bir başlığa,

Kimisi de bir şiire,

Mısra olmak maksatlı,

Yola düştü kelimeler.

Ancak arayanlar

İstihdam edilirler kaybolmakta.

Varacağı yeri bilmeyenler için

Bütün yollar eşittir.

Bir taşıma ve 

Taşınma yolculuğunda 

Kimisi bir karyola, 

Kimisi can,

Kimisi ekmek,

Kimisi vasıta,

Kimisi de birkaç satır bilgi taşıdı,

Rotalı haritalara bakarak.

Taşıma belirgin bir alışkanlığa 

dönmüştü, kollarımız koparken de 

Fakat, 

Lakin,

Ama, ama...

İşin matematiği ile çözülemeyen ,

Bir şey de vardı ki...

Ruh taşımak,

Ve dahi taşıtmakta zorlandık.

Topuk seslerinin yoğunlaştığı,

Parlak zeminlerde ise,

İşimiz hayli zorlaştı.

Varsın büyük büyük masalarda,

Büyük kağıtlar imzalansın.

Cahilliğimin sınırlarını zorlayan 

Bu mefhum, 

Satırların arasına sıkışsa,

İyi ederdi ...


25.02.2021

Burcu Batmaz

(Cızırtılı defter )

18 Şubat 2021 Perşembe

Lekeli Tahta

 


Mübrem sabahların birinde, 

Beyaz tombulluğu, gözü yormayan 

bir kedi dolandı ayaklarıma .

Miyav, miyav ve miyav...

Hemhal idik onunla  

ve sararmış buzdolabı yoğun sesiyle 

Nimetlerin bozulmamasına çalışıyordu .

Dolabın kapağını kendine çekti ve 

Elindeki eski ekmeği, 

Eşkimis yoğurda bandırdı.

Ahşap zeminin lekeli kısmına,

Yoğurtlu sabah kahvaltısını koydu 

Zemine bir leke daha eklenmişti.

Ahşap zeminler iyilikleri unutmaz 

Biriktirirdi...

Ama kedi nankördü;

o, unuturdu seni 

Unutmadığı da vardı 

Miyav, miyav ve miyav...

Birçok unutmalarının, bir müsebbibi

Biriciklik burcu idi unutmadığı...

Minnet etmezdi 

Bilirdi O, istemezse

ekmek de yoğurda tutunmaz,

tahta da lekelenmezdi .

O, bize nankör idi.

Bu, yeterince can sıkıcı bir hileydi.

Peki biz kime nankörüz ? 

Var olmanın kaygısı,

Yadsınamaz.

Ama oldukça kısa süreli,

yalnızca karnı guruldadığında 

Asıl teşekkür unutulmaz.

Zikir devam eder:

Miyav, miyav ve miyav ...

18.02.2021

(cızırtılı defter)

Burcu Batmaz


11 Şubat 2021 Perşembe

Yıkanmış Gökyüzü

            Yıkanmış gökyüzünü,

            ellerinin arasına aldı.

           İki belikli kız,

           temiz gözbebeklerini dikti avuçlarına.

           Açıldı, kâinatın el değmemiş perdeleri,

           Göründü yeşilin en ağaç hâli.

           Serildi, mavinin denizi,

           Kapandı, siyahın süslediği 

           gece karanlığı.

           Yayıldı, ışığın şemsi .

           Kokuya durdu, toprağın yağmuru.

           Suya erdi, nehrin balığı.

           Yanmaya daldı, ateşin kıvılcımı,

           Bakıldı, yolun sonsuzuna.

          Sakındırdı, kötülüğün ağırlığından 

          Yakındı, zihnin karakışından

          Katlanıldı, bir çukurdan sıçrayan                      bulanık suya

           Bilindi, yolun zikzaklığı.

           Dağıldı, kireçlenmiş dizlerin ağrısı.

           Kurudu, küfrün bataklığı,

           Sanıldı, perde; asıl pencere.

           Çiçeklendi göz pınarım,

           Yayvan geldi çobanlık, 

           Baktı, avuçlarına,

           Göz göze geldi, hakikatle.

           Perdeli hakikatler,

           dolanırdı etraflıca.

           Dolanırdı,

           sabahın başlangıcını bilen 

          ellerine ulaşmak için...


11.02.2021

(cızırtılı defter)

Burcu Batmaz










4 Şubat 2021 Perşembe

Bir gölge



Sıcak mı sıcak bir yaz gününde, bir evin  güneşe karşı durması muhabbeti koyulaştırıyordu. Bu sıcak günlerde çekilen hastalık ziyaretsiz daha da acılaşıyordu. Bu sebeple o büyük elçinin çıktığı yol kısalıyordu. 
Evin gölgesinden istifadelenen o insancıklar, yanlarına kadar gelip çömelen o büyük zattan nasiplenemediler. Bir acizlikle saklandıkları gölge, onlara acziyetlerini hatırlatmayak kadar sığ idi. 
  Büyük davetçi, büyük davetini yapmak üzere onlara yanaştığı sırada  rahmetin oraya yöneldiğini göremediler. İki yüzlülük, yüzlerce kez mahrum ederdi kişiyi . 
Rızık, bir yüze müptela idi. Mahrumiyetin ortadan kalkması için mahrum olunan mefhumun farkına varılması gerekir. 

   Önce biraz Kur'an tilaveti.. Daha sonra bir uyarı .. Uyarının içinde birer ödül ve ceza ... Cehennemin kızıllığı ve cennetin yeşilliği... 
Ve nasipsizlerden biri, evin gölgesinin geçici sahibi, sözü eline alıp zayi etti. Bu zayiatı engellemek için nankörlük kisvesinden sıyrılmak gerekirdi . Ama bu tercihlerden bir tercihti . 
  Gitsindi, evine gelenlere bu sözleri söylesindi . Onların vicdanlarını rahat bıraksın istediler . Sözü zayi ettiler amellerini de . 
   Had bilmezlik;hasta ziyaretine giderken bir  rahmet peygamberinin büyüklüğünü görmezden gelmeyi mazur görmeyi gerektirdi. 
   Bir Peygambere uyarıda bulunma cesareti ... Bu ancak cehennem sıcaklığıyla cüret edebilir bir hamle... 


   O, vazgeçmedi .
Vay ki çölü eliyorum ...
Bugünkü vazgeçişlerimin müsebbibi, bu gölgenin yürekte tutturduğu buzdan daha soğuk olamaz.  

 Burcu Batmaz 
04.02.2021
(cızırtılı defter)


Korkunun Aynadaki Aksi

  Serin gecenin fecriyle uyanan muallim Suyla olan ilişkisini nihayete erdirip Okumaya dalar. Okutmak; okumakla başlarmışçasına iştiyakla eğ...