2 gün evvel NASA, uydu ölçümleriyle tespit ettiği “Türkiye kuraklık haritası”nı yayınlar yayınlamaz içimiz korkuya teslim oldu. Bu harita bugüne kadar gördüğümüz en korkunç haritaydı. Çok sayıda rezervuarın su depolama seviyeleri dibi görmüştü. Anlayacağımız böyle devam ederse mahsul üretimimiz de tehlike altına girecektir. Kuraklığın yoğun hissedildiği yerler kırmızı bölgelerle belli edilmişti.
Köyümüzde kana kana
içtiğimiz yeraltı suyumuz geldi aklıma. Hem tarlayı sulayıp, hem de toprak ve
taşlardan yapılmış bir depodan tertemiz çıkabilen suya hayret etmeden
taslarımızı günlerce dolduruşumuz… Daha sonra mısırlar sulanırken, cırlavuk
böceklerinin ötüştüğü sıcak bir ikindi vakti, suyun en sondaki mısıra ulaşmasını
beklemeye koyulmuşken tahayyüle dalmıştım bile. Tahayyül için suyun hızlıca
aktığı evleğe, biraz yakınca bakmaktan daha güzel bir malzeme edinemezdim sanırım.
Kutlu müjdecinin mesajlarından bir mesaj
kulağıma çalınmıştı. Ama niyeydi? Zaten burası akan bir nehir değil miydi? Burası
göl değildi. Burası hızla akan berrak bir suydu. Elbette gıcırdayan ahşap
salmaların üzerinde duran bakır ibrikteki suyu tasarruflu kullanmalıydım. Zira evimizde alnı secdeye gidenler vardı. Suyun
yetişme vaktini uzatmalıydık. Su hepimize yetişmeliydi. Ama burası bir çok
ibriğe can olacak kadar fazlaca suya sahipti. Kutlu müjdecinin telkini nehirdeki
suyu bile israf etmememiz yönündeydi. Nehirdeki su nasıl israf edilirdi ki? Ya da
israf edilse bunun nehire ne gibi bir kastı olabilir? Ya da tutsak suyu. Tutumlu
olsak, gereğince sarf etsek suyu; nehir bunun farkına varır mı? Bir litrelik su ile abdest, nehir boşa sarf
etmediğimiz üç litrelik su için bize şükranla bakar mı? Suların birbirlerine çarpmasından
doğan köpürtüde nehrin inci dişlerini görürdük belki de.
Dizlerimi karnıma
doğru çekmiş, kollarımla da sıkıca bağlamışken onları, minderli bir yerde
oturmadığımı farkettim ki kalkmam için bu sebep yetersiz gelir diye evlekteki
son mısır sulanmıştı bile. Hızlıca doğrulup sert, kalın, oldukça inatçı olan ve
taze fidanların canına kasteden hortumu bir aşağıki mısır topluluğunun başına
bıraktım. Yerden nasiplendiğim toprakları tekrar yere emanet etmek için elimle silkelemeye
çalıştım toprakları. Suyla ıslanan elimde minik çamurlar oluştuğunu görünce su
birikintisine diz çöktüm ve yeterince su aldıktan sonra ellerimi buz gibi suyla
yıkadım. Evet sudan yeterince aldım. Çünkü nehirde de olsam anladım ki benim
kainata tavrım mütevazı olmalı. Kainat bugüne kadar hiçbir şımarıklığı
bünyesinde güle oynaya barındırmadı. Nehir kenarında suyu bir oraya bir buraya sıçratıp
avuçlarını koca koca açarak abdest almaya çalışan adam; anladım ki sudan bir
şey eksiltmiyor fakat kendisinden eksiltiyor.
Aslında bu haritada
bize bu mesajı yanlış anladığımızı kanıtladı NASA. Su ne kadar bol olursa olsun bu karakterimizden
önemli hasletleri almaya kafi gelmemeli. Mesajın muhataplarına güzel bir tavır
emanet ediliyor.
21.01.2021
(cızırtılı defter)
Burcu Batmaz


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
tavsiyeleriniz benim için çok önemli ☺️ şimdiden teşekkürler...