DÜNYA ÖLÜYOR
Henüz gün doğmadan bir gün yaşamak ister gibi alacakaranlıkta ayaktaydı. Erkenden bu yaşına kadar ve bugünde dahi kendisine sınırsız hediyeler verene teşekkürünü yaptı. Tabii hiçbir zaman tam olarak layıkıyla teşekkür edemeyecek ti. Bu teşekkür etme faslı dahi onu gün doğmadan uyandırmaya yetiyordu. Az sonra en sevdiğinin verdiği emanete uzunca baktı. Ve en güzel şekilde muhafaza etmeliydi. Elinden geleni o gün için yaptı. Tekrar hediyesini almak üzere kuşların coştuğu vakitte bostana indi. zemini kahverengi üzerinde rengarenk bitkilerin yetiştiği bostana... Bir toprak düşünün ki ıslandığında bile güzel kokuyor... Bir toprak düşünün tohum atınca mucizeler gösteriyor... Yine bir toprak düşünün ev oluyor duman tütüyor üzerinde.
Henüz gün doğmadan bir gün yaşamak ister gibi alacakaranlıkta ayaktaydı. Erkenden bu yaşına kadar ve bugünde dahi kendisine sınırsız hediyeler verene teşekkürünü yaptı. Tabii hiçbir zaman tam olarak layıkıyla teşekkür edemeyecek ti. Bu teşekkür etme faslı dahi onu gün doğmadan uyandırmaya yetiyordu. Az sonra en sevdiğinin verdiği emanete uzunca baktı. Ve en güzel şekilde muhafaza etmeliydi. Elinden geleni o gün için yaptı. Tekrar hediyesini almak üzere kuşların coştuğu vakitte bostana indi. zemini kahverengi üzerinde rengarenk bitkilerin yetiştiği bostana... Bir toprak düşünün ki ıslandığında bile güzel kokuyor... Bir toprak düşünün tohum atınca mucizeler gösteriyor... Yine bir toprak düşünün ev oluyor duman tütüyor üzerinde.
Elinde turuncu büyük bir boya kovası vardı. Kiraz ağacının dibine kovayı bıraktı. köyde bulunan yaşam alanlarındaki ağaç mobilyalara kıyasla bu alüminyum merdiven buraya ait değil gibi duruyordu. Acaba hangi dala yaslansam diye düşündü. Nihayet sağlam zannettiği bir dala merdivenini sabitledi. Yavaş yavaş merdivenine çıktı. Bir yaz günü olmasına rağmen hava serindi iyi ki örgü yeleğin üstüne giymişti. Kovayı yerde unuttuğunu fark edince etrafta birilerini aradı. Ama bulamadı. E madem tekrar insindi. Çıkmak kadar inmek ve zordu.kolayı iki basamağının arasına emaneten koyup üzerine yaslandı ve en sevdiğinin ismini söyleyerek dalları kırmadan kendisine doğru çekmeye başladı kirazlar o kadar güzel olgunlaşmış ta ki kıpkırmızı rengini utandırmadan simsiyah iştah kabartmak üzere tarifi devraldı. Simsiyah kirazlar göze hitap eder büyüklükteydi kovanında olması hayli Zaman alırdı. hayvanlar girmesin diye yarım asır önce yapılan aynı boyda tahtaların olduğu bir bahçe deydi bu kiraz ağacı ve turuncu boya kovası bu tahtaların üzerine henüz gün değmemişken iki sincap kovalaşıyordu. Onların eğlencesine kulak kesilince bu sincap sesini ilk kez görüntü ile birlikte izlediğini fark edin " ne hoş "dedi. iyileşen sincap sesleri ve kirazların dallarından ayrılma çıtırtısı diğer sesleri bastırıyordu. Bir tahayyüle dalıp o anda ilham olmaya çalışırken oradan uzaklaştı ruhen nokta artık çürük kirazları da kovayı atıyordu Çünkü ruh oradan ayrılmıştı nereye gezintiye çıkmıştı kıyamet kopmadan az evvelki zaman dilimine gitmişti nokta iyi ki hayal kur a biliyorduk ve iyi ki düşünce diye bir hediye miz vardı bazılarının hiç açamadı hediye... O anda fark etti ki ne doğuda ne batıda hiç kimse kendisine bu denli çok hediye verene teşekkür etmiyor Çok geçmeden Dağlar tuz buz oluyor topraklar kayıyor. sular coşuyor gök deliniyor ve dünya ölüyor. Mersi ağaçları yerinden söküp atmayan dağların oldukları yerde çakıllık almalarının sebebi insanoğlunun tabiata hikayesi iyiymiş bu gayet tabiatı yaratana tanımaya ve teşekkür etmeye yönelik olduğunu şimdi anladığı nokta kıyamet gibi bir hal neden cereyan etti? Dünya 2 yıldır hiç giyilmeyen Bir gömleğe döndü. Artık onu atmamak fırlatma mak için hiçbir neden yoktu o zaman sur'a üfleyen sindi Oses kulaklarımı çınlat sığındı o dehşetli hal başlasın the dünya boşuna dönmesinde peki şu halde gezegenlerin birçoğu yaşadığına ve yıldızların pırıl pırıl parladığını kıyametin kopmadığını göre teşekkürüne devam edin dostlar diye. Bağırdı teşekkür et ey insan oldu diline dilinin taktıklarını ve dilinin tesirine teşekkür et kiraz topla işi yavaşlamış ki kalbi hızlanmaya başlamıştı kalbi bir halden diğerine çok çabuk geçe biliyordu. Zaten varoluş amacı da o değil miydi?
Kainatı halkeden (haşa) mülkünde asla israf yapmaz. Onu tanıyıp onu bilmemizi istiyor. Yani o zaman bu kadar orman, bu heybetli Dağlar, bize teşekkürü hatırlatmak için yaratıldı. Asla boşa değil nokta ve teşekkür eden kalmaz ise yerlerinden edilecekler bu tabiat dostları...
Kainatı halkeden (haşa) mülkünde asla israf yapmaz. Onu tanıyıp onu bilmemizi istiyor. Yani o zaman bu kadar orman, bu heybetli Dağlar, bize teşekkürü hatırlatmak için yaratıldı. Asla boşa değil nokta ve teşekkür eden kalmaz ise yerlerinden edilecekler bu tabiat dostları...
Güneş katran ağaçlarının arasından göz kırpmaya başlamıştı. Sonradan zamanı planlamak için uydurduğumuz şeyi tahmin etmeye çalıştı. Arkasından gelen Güneş ondan fırsat buldukça kirazlara kirazlar da fırsat buldukça gölgelerini dalları düşürüyordu . Ve başka bir kiraz yaprağının gölgesi de kiraz'a kirazın gölgesinde yaprağa... Düşünmeden teşekkür edemeyiz. Ey insanoğlu düşün ve kendine gel...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
tavsiyeleriniz benim için çok önemli ☺️ şimdiden teşekkürler...