Sayfalar

Sayfalar

6 Ağustos 2020 Perşembe

Kadını bir ekmeğe katık ettiler

      Bugünlerde Uluslararası bir sözleşme dilimize dolandı. Mehmet Akif'in milli marşımızda 'tek dişi kalmış canavar' diye tasvir ettiği tırnak içinde medeniyet dağıtan halklar planlar yapmaya koyuldular.

   Bu olsa olsa bir toprak aşıklığıdır. Dedikten kısa bir süre sonra basit bir çıkarım yaptığımı fark ettim. Asimilasyon, değişim, dönüşüm, inançsızlık, sömürge, zenginlik, fakirlik ve siyonizm kelimeleri aklımda yer etti. Büyük bir 'kitapsızlaştırma projesi' ydi bu.  bu projeyi bugün bu şekilde okuyamazsak sonraki kuşaklara hesabını veremeyeceğimiz bir kirlilik bırakmış oluruz. 

  Şimdi diyelim ki dünya tesadüfen oluşmuş. Enerjiler belli kıvam var da bir araya gelerek bu kadar muazzam hatasız gezegenleri meydana getirmiş. Yine elimize bir kıymık battığında enerjiler birleşip kıymığın olduğu yere salgı gönderiyorlar. Ve kıymık bu beyaz salgının içinden kolaylıkla çıkıyor. Yine sivrisineğin damarları kolayca tespit edebilmesinin tesadüf olduğunu söylersek İstanbul Sözleşmesi' nden de bahsedebiliriz istenildiği gibi. 

   Yanlış anlamadıysam bu sözleşmede yaratılışı mızdan gelen inanmak mefhumu yer almıyor.  Kandırılmak var.  Yani toplumlar var fakat toplumları ayakta tutan inanç yok. Cinsiyet bugüne kadar yaratanın belirlediği bir kavram iken bugün toplumun belirlediği bir cins haline gelmiş. Bu da yetmiyormuş gibi toplumsal cinsiyeti reddetme hastalığı peyda olmuş.

   Allah bizi cins cins tür tür yaratmış. Toplum bize kadınlık rolünü yüklemedi.  O kim ki? Acz sahibi insanlar topluluğuna toplum deriz.   Kiminin bu acziyeti fark edebildiği kimininse bu aşamaya bile gelemediği insanlar topluluğu..  toplumların doğa karşısında çaresiz kaldığı yönünde kamuoyu bile oluşmuştur. Bütün hayatını karavanda geçirme kararı almış marjinal kimseler dahil herkes bunu savunur. Ya da şehirden kaçan CIO'lar .. Doğa  çok önemli çünkü tabiat ana bize cömert davrandı.

 H tabiat ana nedir?  Tabiat nedir? Bizi bu kadar misafirperver bir şekilde ağırlayacak kadar akla sahip mi bu ana...?

  Erkek olarak doğmamı Allah istedi. Annemi annem yapan da merhameti değil Allah'ın takdiri .. Şimdi  ben ' Mehmet'in annesi ile nasıl yaşanır?' ı düşünemem. Çünkü o Mehmet'in annesi ..  Ben kendi annem ile nasıl güzel yaşam resmi çizilebilir ? in üzerinde dururum . Mantığa yatan budur ...

 İnanmazsan; sivrisineğin bu kan çeken hortumu seni dehşete düşürür... İnanmazsan; sivrisineği de onun ekosistemdeki yerini de yok kabul etmelisin.Peki seni geceleri ısıran ne? Fikirlerin mi sinek mi?

 Peki halkların belirlediği role girmeyi kim ister? Benim için benim yazılımımı hazırlayan, bilenin koyduğu kurallar geçerlidir . O, hangi rolü biçmiş ise o olurum. Fazlası eksiği değil...Acz olmayan, çok büyük olanın  kuralları... 

 İstanbul sözleşmesi'nde yazılımlarımızı, fıtratları hiçe sayan söylemler okudum. Siz ne hissediyorsanız, sizin aklınızda hangi çizgi filmler yer ettiyse ona göre bir cinse sahip olun. Çünkü kadınlar zaten şiddet görüyor. Kadın olduğu için şiddet görüyor!

Erkeklerde hep vuran, kıran ve öldüren taraf... Böyle olunca ikisinden de sıyrılmak en iyisi gibi hasıraltı edilmeye çalışılan bir sorun var. 

  Sorun sabır sorunu, sorun irade sorunu, sorun yanlış algı ...  Eti pişirmeden pişmiş et tadı gelsin isteyemeyiz..  Tepeden inme birtakım söylemler ile toplumlar iyileşmez .

 Seçmenin hoşumuza gittigini anlayan piyasalar bize bugün cinsiyetimizi de seçebileceğimizi söylüyor. Zırva, tevil götürmez.  

  Aklı putlaştırmaya çalışan bu akım, iradesi olmayan varlıklar gibi hareket etmemizin önünü açıyor. 

   Karakoç' un bir hayıflanması ile bitirmek isterim yazımı..

Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
nasıl sileceğimi öğretmediniz...

   

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

tavsiyeleriniz benim için çok önemli ☺️ şimdiden teşekkürler...