Sayfalar

Sayfalar

27 Ağustos 2020 Perşembe

Kaybolmak


 Kaybolmak kimlerin işidir ? Çocukların. ocuklar çok güzel kaybolurlar.

 Aslında tavşanın Alis'e verdiği cevap unutulmamalı.

Tavşan :

Nereye gidiyorsun Alis?

Alış:

Bilmiyorum, kayboldum .

Tavşan:

Nereye gittiğini bilmiyorsan kaybolmuş sayılmazsın ki ! 

Doğru kıblesi olmayan kaybolmaz der yazar .

Bağlandığınız bir noktaya göre kaybolduğunuz kanaatine varırsınız . 

Kıbleniz olmalı..

20 Ağustos 2020 Perşembe

3 maddede Altın mı? Dolar mı?

 


Öyle bir harcama hayal ettim ki; kapitalizme esir olmamış bir başkaldırı. Algıların basit oyunlarla yönetilmedigi bir harcama. Öyle bir ödünç vermeliyim ki bu en güzel borç verme olmalı. 
Hem tefeci olmamalıyım hem de bankanın gölgesinde azıcık dinlenmekten utanmalıyım. Hem tefeci değilim hem verdiğimin kat kat fazlasını umarım.
Umut ederim ki en karlı işi yapmışımdır.
Maaşın %25 i dolara %25 i altına %25 i Euro'ya ve kalan %25 i de TL’de kalmalıydı. En iyisi buydu. Ama buna öyle bir yüzdelik pay eklemeliydi ki…
Sadaka demenin kendinden başka bir canlıyı bir anlığına ya da anlarca dolusu zamanlığına iyi hissettirmek, mutlu etmek demek olduğunu öğrendiğim anda bir kedinin miyavlamasını iyice duymuş oldum . Kulak ver canlılara . Bir anlığına verdiğin selam onları sevindirsin...
Vermek için elini yukarı kaldırman lazım. Veren el o yüzden büyüktür alan elden .Verdiği hediyeye, paraya kokular sürerdi Hz Fatıma; çünkü bilirdi ki Allah elini o iki elin arasına uzatır.
Sende kıymetli bir bilgi emaneti varsa onun sadakası da. istenir . Anlatmak suretiyle emaneti teslim edebilirsin ta ki kulakların yeni bir bilgi devşirene dek. Yeni öğrendiğim harcama yöntemini 3 maddede saymak isterim .
1-Verecegin ürün senin gözünde çok kıymetli olsun. Diyelim ki sen zenginsin. Vereceğin ürün fakire göre kıymetli . Allah onu verme buyuruyor. Çünkü fakir, veznedar hükmünde . Hakikatte alan ise Rahman'dır. Biz Rahman'a verdiğimiz için 
en güzelini verecez. En iyisini ..
2-Her ay kazancımın  %bilmemkaçını
infak ederim. Bu, karakterli bir mümin tavrıdır. 
3-Senden talepte bulunan her canlının senden alacağı payı vardır. Geri çevirme .
Şüpheleniyorsan az ver eminsen çok ver. 
Sende payı olduğunu bilirsen onlardan dua ve teşekkür bekleme gafletinin üzerine toprak örtmüş olursun .
Sen ona ait bir şeye kısa süreliğine emanetçilik ettin . Şimdi de onun olanı ona veriyorsun .

Ve son olarak vermek demişken...
Canını da Hüsnü hatime ile  güzel vereceksin ... 

vesselam

13 Ağustos 2020 Perşembe

5 dakika daha uyusam!

 

    Alarmı 5 dakika sonraya kur.  5 dakika daha fazla uyumak istiyorsan özgürce bunu yap .

    Fakat gözün yoksa sonradan uyuyacağın yarım yamalak uyku halinde , o zaman bir bedel ödemelisin. Gözünün bazı şeylerde kalmaması bedel ödemeyi gerektirir.

  Çünkü belli bir yörüngeden sapmadan dönebilmek için çeşitli zor hesaplar yapan bir gezegenin en dışında yer alan kabuğun üzerine bile isteye döşeğini atmışsın . O döşeği daha rahat bir yere atabilirdin . 

  Bedelli uyanıklık için şartlar 3 maddeden oluşuyor.

1- Erken yatağa girmek !

Güneşin batışı ile salgılanmaya başlayan 

melatonin hormonu bize dinlenmemizi söyler. Daha çok çalışmak için ise gündüzleri yeryüzü bütün ışıklarını açar .

Temiz çarşafı serip dişleri fırçalayıp gözümüzü yumacağız.

2- Yatmadan 2 saat önce dişlerini kullanmayı bırak!

Katı gıdayı gece geç saatlere kadar yersek 

mide bir çamaşır makinesi vaziyetini alır .

Bir şekilde uyutur ; fakat program bitmeden 

uyanmanızı istemez . 5 dakika daha uyumak istersin . Kaç 5 dakika kalmış programın bitmesine ?

3- Yatışa en az 1 saat kala yıldızlardan başka bir ışık kaynağına gözünü dört açarak bakmayacaksın . Ancak güneş ve ondan ışığını alanlar seni uyandırmaya yetebilir.

Işıkların kirlettigi bir şehirden taşınıp fazla ışıkların temizlik personelleri tarafından toplandığı saf, yeşil bir köye gelmişsen yıldız kaymalarına müptela olabilirsin .

  İşte bu üç maddeye her gün sadık kalabilirsek, zamanı buruşturmadan 

5 dakika sonra hayata gözlerimizi kapatabiliriz . 

  

6 Ağustos 2020 Perşembe

Kadını bir ekmeğe katık ettiler

      Bugünlerde Uluslararası bir sözleşme dilimize dolandı. Mehmet Akif'in milli marşımızda 'tek dişi kalmış canavar' diye tasvir ettiği tırnak içinde medeniyet dağıtan halklar planlar yapmaya koyuldular.

   Bu olsa olsa bir toprak aşıklığıdır. Dedikten kısa bir süre sonra basit bir çıkarım yaptığımı fark ettim. Asimilasyon, değişim, dönüşüm, inançsızlık, sömürge, zenginlik, fakirlik ve siyonizm kelimeleri aklımda yer etti. Büyük bir 'kitapsızlaştırma projesi' ydi bu.  bu projeyi bugün bu şekilde okuyamazsak sonraki kuşaklara hesabını veremeyeceğimiz bir kirlilik bırakmış oluruz. 

  Şimdi diyelim ki dünya tesadüfen oluşmuş. Enerjiler belli kıvam var da bir araya gelerek bu kadar muazzam hatasız gezegenleri meydana getirmiş. Yine elimize bir kıymık battığında enerjiler birleşip kıymığın olduğu yere salgı gönderiyorlar. Ve kıymık bu beyaz salgının içinden kolaylıkla çıkıyor. Yine sivrisineğin damarları kolayca tespit edebilmesinin tesadüf olduğunu söylersek İstanbul Sözleşmesi' nden de bahsedebiliriz istenildiği gibi. 

   Yanlış anlamadıysam bu sözleşmede yaratılışı mızdan gelen inanmak mefhumu yer almıyor.  Kandırılmak var.  Yani toplumlar var fakat toplumları ayakta tutan inanç yok. Cinsiyet bugüne kadar yaratanın belirlediği bir kavram iken bugün toplumun belirlediği bir cins haline gelmiş. Bu da yetmiyormuş gibi toplumsal cinsiyeti reddetme hastalığı peyda olmuş.

   Allah bizi cins cins tür tür yaratmış. Toplum bize kadınlık rolünü yüklemedi.  O kim ki? Acz sahibi insanlar topluluğuna toplum deriz.   Kiminin bu acziyeti fark edebildiği kimininse bu aşamaya bile gelemediği insanlar topluluğu..  toplumların doğa karşısında çaresiz kaldığı yönünde kamuoyu bile oluşmuştur. Bütün hayatını karavanda geçirme kararı almış marjinal kimseler dahil herkes bunu savunur. Ya da şehirden kaçan CIO'lar .. Doğa  çok önemli çünkü tabiat ana bize cömert davrandı.

 H tabiat ana nedir?  Tabiat nedir? Bizi bu kadar misafirperver bir şekilde ağırlayacak kadar akla sahip mi bu ana...?

  Erkek olarak doğmamı Allah istedi. Annemi annem yapan da merhameti değil Allah'ın takdiri .. Şimdi  ben ' Mehmet'in annesi ile nasıl yaşanır?' ı düşünemem. Çünkü o Mehmet'in annesi ..  Ben kendi annem ile nasıl güzel yaşam resmi çizilebilir ? in üzerinde dururum . Mantığa yatan budur ...

 İnanmazsan; sivrisineğin bu kan çeken hortumu seni dehşete düşürür... İnanmazsan; sivrisineği de onun ekosistemdeki yerini de yok kabul etmelisin.Peki seni geceleri ısıran ne? Fikirlerin mi sinek mi?

 Peki halkların belirlediği role girmeyi kim ister? Benim için benim yazılımımı hazırlayan, bilenin koyduğu kurallar geçerlidir . O, hangi rolü biçmiş ise o olurum. Fazlası eksiği değil...Acz olmayan, çok büyük olanın  kuralları... 

 İstanbul sözleşmesi'nde yazılımlarımızı, fıtratları hiçe sayan söylemler okudum. Siz ne hissediyorsanız, sizin aklınızda hangi çizgi filmler yer ettiyse ona göre bir cinse sahip olun. Çünkü kadınlar zaten şiddet görüyor. Kadın olduğu için şiddet görüyor!

Erkeklerde hep vuran, kıran ve öldüren taraf... Böyle olunca ikisinden de sıyrılmak en iyisi gibi hasıraltı edilmeye çalışılan bir sorun var. 

  Sorun sabır sorunu, sorun irade sorunu, sorun yanlış algı ...  Eti pişirmeden pişmiş et tadı gelsin isteyemeyiz..  Tepeden inme birtakım söylemler ile toplumlar iyileşmez .

 Seçmenin hoşumuza gittigini anlayan piyasalar bize bugün cinsiyetimizi de seçebileceğimizi söylüyor. Zırva, tevil götürmez.  

  Aklı putlaştırmaya çalışan bu akım, iradesi olmayan varlıklar gibi hareket etmemizin önünü açıyor. 

   Karakoç' un bir hayıflanması ile bitirmek isterim yazımı..

Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
nasıl sileceğimi öğretmediniz...