Sayfalar
▼
Sayfalar
▼
30 Ocak 2019 Çarşamba
Bir almama deneyimi
Seçim yapmak ne kadar da zorluyor bizi ..
Hem de her gün... Her saat ... Bazen her dakika... Aslında biz seçim yapmak üzere gönderildik . İyiyi seçmek uzere. Güzel bakmayı seçmek vazife-i aslimiz değil miydi? Bunu mu yemek istersin yoksa şunu mu? Şunu yiyeceğim... Ya da sadece bu yemek var olsa onu yemek durumundayız ...
Zaman kavramının oldukça üzerinde bir karar vermiş oluruz ..
Bu kez TL, dolar, altın , arsa kazanamayiz.
Fakat onlardan daha değerli olan hem de zerresine kadar giderek değerlenen bir olgu kazaniriz... " Zaman " olgusu ...
Bu değerli şey bize gardrobun basindayken, lokantadayken, işe giderken daha doğrusu her yerde bizlere nefes olur.. şu mu bu mu yerine su..
Ve işte bu yüzden başarıyı yakalamış insanlar her gün aynı tişörtü giyiyor..
Her zaman aynı saç modelini seçiyorlar...
Biz de azalalim.. az olalım ..
Sade ce yaşayalım ...
15 Ocak 2019 Salı
Nerelisiniz?
Ben buraya ait değilim. Burası mı bana ait? Sahi buralı değilsem nereliyim? Sanırım doyumların anlamlandiğı yere aitim. Babam da oralı değil miydi hem? Dedem de oradan gelmişti. Sanırım siz de bizim memleketlisiniz. Zira kalbinizden geçen iyiliklerle kelebeklerin saniye kavramına bakışı değişiyor. Evet evet siz de bizim oralardansınız.
Bizim oralarda da böyle bakarlarmış dünyaya . Siz de bir acayip bakıyorsunuz buraya ... Gurbetin verdiği sıradan bir acaiplik mi acep yoksa memleketten bir haber mı var?
Küçüçüklüğümün eskimeye yüz tutmuş 24 saatlerinde ferman şeklinde devasa haberler gelirdi uzak diyarimizdan .. ya da bize uzaklaşan diyarimizdan ... Neden sesiniz kısıldı? Fermanlarin lugati mi değişime karşı koyamadı?
Benim memleketim, sizin memleketiniz, onların memleketleri bilmek hakkımız ... Neler oluyor?
Pekala soylemeyin, belli ki bu havadisleri yalnız siz duymadiniz. Muhakkak malumat elde ederiz.
Kardeşim İbrahim mermer putları nasıl yikacagimi öğretti .. gün geçmez ki birini patlatmayayim*
Ama siz kağıtlarda kini kelimelerdekini ve sozlerdekini nasıl silecegimi öğretmediniz .
Sahip olduğum baltanin sözü mermere geçiyor...
Benim memleketim, sizin memleketiniz, onların memleketleri bilmek hakkımız ... Neler oluyor?
Pekala soylemeyin, belli ki bu havadisleri yalnız siz duymadiniz. Muhakkak malumat elde ederiz.
Kardeşim İbrahim mermer putları nasıl yikacagimi öğretti .. gün geçmez ki birini patlatmayayim*
Ama siz kağıtlarda kini kelimelerdekini ve sozlerdekini nasıl silecegimi öğretmediniz .
Sahip olduğum baltanin sözü mermere geçiyor...
Bana balta verin fakat keskin olsun bana balta verin bu devrin görünmeyen saklanmış putlarını mekanizmalarına uygun olarak çökertsin. En nihayetinde söz uçup yazı kalmışlarda yaşamıştık her daim... Fakat bu ne menem bir söz ola ki ağırlığından uçamasin, baş kestirsin...
Alın elimden bana bu baltayı bana verenler..
Mermer putları akıllarına mumyalayanlar orada muhafazasına devam ediyor...çürür diyorlar.. ve onlar böyle söylüyorlar ve demem o ki onları çürütürsek memlekete yürüyerek değil şimendifer vasıtasıyla gidebiliriz . Hem yaya giderken göremeyecegimiz envai çesit güzellikleri şimendifer yardımıyla görebiliriz ..
Alın elimden bana bu baltayı bana verenler..
Mermer putları akıllarına mumyalayanlar orada muhafazasına devam ediyor...çürür diyorlar.. ve onlar böyle söylüyorlar ve demem o ki onları çürütürsek memlekete yürüyerek değil şimendifer vasıtasıyla gidebiliriz . Hem yaya giderken göremeyecegimiz envai çesit güzellikleri şimendifer yardımıyla görebiliriz ..
Sahi sen de mi cennetlisin? ... Gidiş biletin mumyalanmış putların içinde mi?... Ya da putların olduğu bölmede mi? ...
* Sezai Karakoç " hızırla kırk saat"

